Mart 2008

Hassas Konular

 

Kosova Sorununa Bakış
Halil Özcan
29 Mart 2008


PDF metni olarak okumak için basınız.


Kosova ve Makedonya’nın Osmanlı Egemenliğine Girişi

1389 Kosova Savaşı’nda Balkanlı devletler ittifak oluşturarak Osmanlıya karşı savaşmışlardır. Kosova Savaşı’nı Osmanlı Devleti kazanmış, I. Beyazıt ile başlayan ve II. Murat dönemine kadar devam eden süre içerisinde, Osmanlı Devleti Selanik, Kosova ve Manastırdan oluşan Makedonya bölgesine kalıcı olarak yerleşmiştir (1389-1421). Osmanlı Devleti Makedonya bölgesine yerleştikten sonra Avrupa ve Balkanlarda söz sahibi olabilmiştir. Osmanlı Devletinin duraklama ve gerileme dönemiyle birlikte Avrupa’dan atılması plânı (Şark Sorunu) devreye sokulduğunda, Makedonya bölgesine ilgi artmaya başlamıştır. Kosova’nın da içerisinde yer aldığı Makedonya bölgesi çok dinli ve farklı ırksal yapıyı bünyesinde barındırmıştır. Büyük devletler hem Balkanlarda güç kazanarak diğer rakip devletleri kontrol altında tutabilmek, hem enerji kaynakları ile hammaddelerin bulunduğu Asya ve Ortadoğu’da hâkimiyet kurabilmek ve kendi güvenliklerini sağlayabilmek için yoğun olarak bölgeyle ilgilenmeye başlamıştır.

Kosova ve Makedonya’nın Uluslar arası Boyuta Taşınması

Makedonya bölgesi 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşının sonucunda Ayestefanos Antlaşması ile uluslar arası boyuta taşınmıştır. Rusların, Makedonya ve Doğu Trakya’yı Bulgarlara vererek, yüzyıllardır hedeflediği, Akdeniz’e Bulgaristan üzerinden inebilecek duruma gelmiş olması, Avrupa Devletlerini telaşlandırmıştır. Büyük devletler Berlin Antlaşması’nın 23. maddesi ile Makedonya’yı reform yapmak koşuluyla Osmanlı Devletine bırakmıştır. Bundan sonra Makedonya meselesi, büyük devletler tarafından bir yandan reform nedeniyle Osmanlı Devletine baskının artırılması diğer yandan da bölge ülkelerini desteklenmesi olarak kendini göstermiştir. Bölge ülkeleri için Makedonya farklı anlamlar ifade etmektedir. Bulgaristan için, bölge 1878 Ayastefanos Antlaşmasıyla Ruslar tarafından kendilerine verilen Büyük Bulgaristan’ın bir parçasıdır. Yunanlılar ise Bizans İmparatorluğunun mirasçısı, Yunan-Ortodoks Kilise ideallerinin taşıyıcısı olarak, Makedonya’dan daha fazla hak istemiştir. Hatta Yunanistan, Makedonya’ya sahip çıkabilmek için İskender’e bile sahip çıkmaktan kendisini alamamıştır.

Osmanlı Devleti Kosova bölgesinin stratejik konumu nedeniyle bölgeye Türk göçmenler yerleştirmiştir.  Bu göçmenler, bölge uluslar arası boyuta geldikten sonra oluşan baskılar nedeniyle bölgeden göç etmeye başlamıştır. Sırplar, Kosova’yı Eski Sırbistan’ın bir parçası olarak görmekte, Kosova’ya eski Sırbiye “Stara Serbia” yani “Vieille Serpie” gibi bir unvan vererek Türkleri Avrupa’dan çıkarmaya heveskâr olanların propagandası ile birlikte hareket etmiştir. Sırbistan’ın amacı, Kosova ve İşkodra ile birlikte Adriyetik’e ve Selanik üzerinden de Ege’ye açılabilmektir.

Osmanlı Devletinden Kopuş
Makedonya bölgesi, uluslar arası bir boyut kazandıktan sonra bölge Sırp, Bulgar, Rum ve daha sonraları bunlara karşı mücadele etmek zorunda kalan Arnavut çetelerinin yoğun faaliyet alanı haline gelmiştir. Çetecilik faaliyetleri hız kazandıkça büyük devletler, Berlin Anlaşması çerçevesinde Osmanlı Devletine baskısını artırmıştır.  Ancak reformlardan beklenen sonuç elde edilememiştir.
Kendi imparatorlukları içerisinde milliyetçi akımları ve özgürlük hareketlerini acımasızca bastıran Avusturya ve Rusya, her fırsatta Osmanlı Devleti’nde Türk olmayan halkı kışkırtmıştır. 9 Haziran 1908 günü İngiltere Kralı ile Rus Çarı arasında Estonya’nın Reval şehrinde bir görüşme yapılmıştır. Şark Meselesinin bir parçası olan Makedonya sorunun Reval’de görüşülmesi, Türkiye ve Makedonya üzerinde Rusya ile İngiltere’nin anlaşması olarak değerlendirilmiştir.

Makedonya bölgesi Osmanlı İttihat ve Terakki Cemiyetinin (İTC) örgütlenerek faaliyetlerini sürdürdüğü yerdir. Tüm bu gelişmeleri yakından ve kaygı ile takip eden İTC, Makedonya üzerindeki tehlikeleri sezinleyerek üzerinde çalıştığı meşrutiyetin ilânını öne almıştır. İTC’nin çalışmaları neticesinde Resneli Niyazi’nin dağa çıkması ile başlayan ve Frzovik toplantılarıyla devam eden olayların sonucunda 24 Temmuz 1908 günü II. Meşrutiyet ilân edilmiştir. Meşrutiyetin ilânının etkisiyle çeteler dağdan inmiş, Makedonya’da çatışmalar kısa bir süre durmuştur.

Bu geçici bir durumdur çünkü Makedonya’da din, mezhep ve milliyet meselesi, millî çıkarlar için kullanılmaya başlanmıştır. Osmanlı Devletinde hangi sistem kabul edilirse edilsin, ne gibi reform yapılırsa yapılsın sorun artık çözümlenemez hâle gelmiştir. 5 Ekim 1908 tarihinde Bulgaristan’ın bağımsızlığını ilân etmesi, bir gün sonra (6 ekim) Girit’in Yunanistan’a bağlanması ve aynı gün Avusturya-Macaristan İmparatorluğunun Bosna-Hersek’i ilhakı, hayal kırıklığı yaratmıştır. Makedonya Kavgası adı verilen Balkan Savaşları sürecinde Balkan Devletlerinin her birinin arkasında büyük devletlerin de olduğu düşünülürse, Balkan Savaşları, I. Dünya Savaşının küçük bir denemesidir. Balkan Savaşlarının ikincisinin yapılmasının nedeni birincisinin sonunda Makedonya’nın paylaşılamamasıdır. Balkan Savaşları sonucu Makedonya Osmanlı Devletinden koparılmış, I. Dünya Savaşında ittifakların kurulmasında önemli rol oynamıştır.

Kosova’nın Tarihsel Süreci

Balkan Savaşları sonucunda çoğunluğu Müslüman Arnavutların oluşturduğu Kosova Sırbistan’a verilmiştir. Kosova’da bulunan Türkler 1918 ve 1945 yıllarında göç etmek zorunda kalmıştır. 1945 yılında Kosova, Yugoslavya’ya bağlı bir eyalet statüsüne geçmiştir. 1974 yılında Kosova Anayasasında Arnavutça, Sırpça ve Türkçe resmî dil olarak kabul edilmiş, 1975 yılında Sırpça ve Arnavutça eğitimin yapıldığı Priştine Üniversitesi kurulmuştur. Bu üniversite, geleceğin Arnavut siyasetçilerini yetiştirmiş ve bu durum Sırp milliyetçilerini rahatsız etmiştir. Slobodan Miloşeviç yönetimi, 1989 yılında Kosova’nın 1974 Federal Anayasası ile güvence altına alınan özerkliğini iptal etmiştir. Arnavutlar bu durumu kabul etmemiş ve ABD ile ilişki kurmuştur.

1990 yılında Yugoslavya’da yapılan çok partili ilk seçim, Kosova Arnavutları tarafından boykot edilmiş, 1991 yılında yapılan referandumda halkın % 97’si bağımsızlık istediği için Kosova tek yanlı bağımsızlık ilân etmiştir. 1992 yılında Arnavutlar, Kosova’da yapılan genel seçim sonrası Kosova Cumhuriyeti parlamentosu oluşturmuş ve Kosova’nın bağımsızlığı, Arnavutluk tarafından tanınmıştır. 1993 yılında gizlilik içerisinde Kosova Ulusal Kurtuluş Ordusu kurulmuştur. Örgüt, Sırp polis merkezlerine saldırılar düzenlemeye başlamış, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği (AGİT) İzleme Misyonu, 1998 yılında Kosova’da göreve başlamıştır. 15 Ocak 1999’da bir grup Arnavut, sivil Sırplarca katledilmiştir. 5 Şubat 1999 tarihinde Sırp ve Arnavut heyetleri arasındaki görüşmelerden bir sonuç çıkmaması ve Miloşeviç’in geri adım atmaması nedeniyle mart 1999’da NATO uçakları Sırp hedeflerini vurmaya başlamış ve bu operasyona Türk uçakları da katılmıştır. Sırp güçlerinin yerine 1999 yılında yaz aylarında 100.000 NATO askeri yerleştirilmiştir. Kosova’nın yönetimi Birleşmiş Milletlerde (BM), egemenlik hakları ise Belgrad’da kalmıştır.

2005 yılı istatistiklerine göre, nüfusunun %81.6’sı Arnavut, %9.9’u Sırp olan Kosova’nın nihaî statüsünün belirlenmesi için 2005 yılında görüşmelere başlanmıştır. 26 Ocak 2007 tarihinde BM’in Kosova temsilcisi olan Martti Ahtisaari, Kosova’ya gözetim altında bağımsızlık verilmesi plânını açıklamış, Rusya, bu teklifi BM Güvenlik Konseyinde reddetmiş, ABD Başkanı G.W. Bush’un da desteği ile 17 Şubat 2008 günü Kosova Başbakanı Haşim Taçi, Kosova’nın bağımsızlığını ilân etmiştir.

Sonuç

ABD, böylece Balkanlarda kendisine kalıcı bir yer daha edinmiştir. Balkanlara yerleşmekle, enerjinin bulunduğu Ortadoğu, Avrasya, Kuzey Afrika ile enerjinin tüketildiği Avrupa arasındaki kara ve deniz ulaşımının kontrol edilebileceği bir konum elde etmiştir. ABD, Rusya’ya karşı Soğuk Savaş öncesi Avrupa’da bulunan askerî varlığını doğuya yaklaştırmaya ve Rusya’yı çevrelemeye devam etmektedir. Irak işgali öncesinde ve sonrasında Karadeniz’i gündeme getirmeye başlayan ABD, artık Karadeniz’e Türk boğazları olmaksızın karadan ulaşma olanağına da kavuşmuştur. Enerji yollarının güvenliği sağlanırken, enerjinin merkezi olan Hazar’a batıdan biraz daha yaklaşılmıştır. Hedef Rusya ya da Avrasya olsa da haritaya bakıldığında Türkiye’nin de çevrelendiğini de görmekteyiz.

ABD, belirlediği hedefe ulaşmakta Irak işgali ve Kosova bağımsızlığında olduğu gibi uluslar arası kurumları ve hukuku devre dışı bırakmaktadır. Son dönemde Nato’nun yeniden yapılanmasını da gündeme getiren ABD, Soğuk Savaş sonrası yeni bir oluşuma doğru yol almaktadır. Bağımsızlık sürecinden sonra Kosovalı bir yetkilinin bağımsız olduk ama şimdi de elçilere bağlıyız diye özetlediği süreç, hedeflenen ulus devletlerin içerisindeki kimi yerlere önce özerklik sonra da ABD destekli bağımsızlık verebilmenin yolunu açmıştır. Bu durum bölgenin ve dünyanın yeni belirsizliklere gebe olduğunu göstermektedir. ABD’nin işgal ettiği ya da yönlendirdiği coğrafyada komşu devletler birbirleri ile sorunlar yaşamaktadır. Unutulmamalıdır ki, Kosova’nın içerisinde yer alan Makedonya, sorun olarak uluslar arası boyutlara taşındıktan sonra, Balkan Savaşları ile I. Dünya Savaşının kıvılcımının tutuşturulduğu yer olmuştur. I. Dünya Savaşının sonunda imzalanan anlaşmaların, yenik devletler aleyhine ağır şartları da II. Dünya Savaşının gerekçesi olmuştur. I. Dünya Savaşının sonucunda çok uluslu ve çok dinli yapılı imparatorluklar yıkılmış, II. Dünya Savaşı sonrası da faşist rejimler ve krallıklar yıkılmıştır. Soğuk Savaş sonrası sosyalist blokun çökmesiyle Balkanlarda başlayan çatışma ve bölünme ile Kosova’nın bağımsızlığı da dünya üzerinde farklı sonuçlar doğurmaya aday yeni bir sürecin başlangıcı gibidir.

 

 

 

Halil Özcan, Gazi Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Tarih Anabilim Dalı doktorantıdır.

 

KÖKSAV E-Bülteni, KÖK Sosyal ve Stratejik Araştırmalar Vakfı (KÖKSAV) tarafından çıkarılmaktadır. KÖKSAV bağımsız ve bağlantısız, günlük siyasî konumu olmayan bir kurumdur; merkezine Türkiye ve Türk dünyasını alarak araştırmalarını ulusal ve uluslar arası sosyal, siyasî ve stratejik konulara yoğunlaştırır, araştırma ve incelemeler yapar. Dolayısıyla, bu yayında ifade edilen bütün görüşler, değerlendirmeler ve varılan sonuçlar yalnızca yazarlarına aittir.

© 2008, KÖK Sosyal ve Stratejik Araştırmalar Vakfı. Bütün hakları saklıdır.



Copyright © 2008 KÖK Sosyal ve Stratejik Araştırmalar Vakfı