Haziran-Temmuz-Ağustos

2008

Hassas Konular

 

Gürcistan Krizi ve Montrö Sözleşmesi

Murat Sevencan
31 Ağustos 2008

PDF metni olarak okumak için basınız.



Gürcistan’ın kendi resmi sınırları içinde olan fakat 1990ların başından beri kontrolünde bulunmayan Güney Osetya’yı güç kullanarak tekrar kontrol altına alma girişimi bu ülke için hüsranla sonuçlanırken, bölgedeki dengelerin de ciddi bir şekilde farklı bir noktaya doğru hareketine yol açmıştır. Temel olarak dengenin değişimi aslında ABD’nin Karadeniz'de kontrolü kendi lehine çevirerek, bölge içinde daha etkin rol oynama amacıyla Akdeniz'de terör ve organize suçlara karşı mücadele amacıyla yürütülen Aktif Çaba (Active Endeavour) Operasyonu’nun 2005 yılında Karadeniz'i de kapsayacak şekilde görev alanı genişlemesi girişimleri ile başladığı söylenebilir.

Gürcistan'daki bu girişimin zamanlaması, ABD'nin Füze Kalkanı projesi ve Kosova’nın bağımsızlığının birlikte değerlendirilmesiyle, aslında yaratılan bu durumun Rusya’nın planlı bir tepkisi olduğu kuşkusunu kuvvetlendirmektedir. Kuşkusuz konuya ilişkin yalnız spekülasyonun yapılabildiği bu aşamada kesin gibi görünen tek bir şey, Orta Asya enerji kaynaklarındaki kontrol tekelini yavaş yavaş kaybetmekte olan eski süper güç ile Batıya akan enerjinin dağıtım yolu ve kaynaklarında hâkimiyetini arttırma çabasında olan ayakta kalan tek süper gücün Karadeniz'i de içeren mücadelesidir.

Son yıllarını büyük bir atılımla dünyada enerji aktarımında önemli bir konuma gelme iddiasının yanında komşu ülkeleri ile artan ticaret hacmi ve bununla birlikte gelişen aktif uluslararası politikası ile bölgede önemli konuma yükselmiş olan Türkiye için bu mücadelenin anlamı, giderek artan oranda manevra kabiliyetinin azalmasının yanı sıra, uluslararası anlaşmalardan kaynaklanan egemenlik haklarının da tehdidi anlamını taşımaktadır. Egemenliğinin zorlanacağı noktalardan biri de Karadeniz'in okyanuslara açılan tek geçidi olan boğazlar hattında elinde tuttuğu kontrol hakkıdır.

Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile tasdik edilen bu hak, 2001 yılından beri yıllık yapılan Harvard Karadeniz Güvenlik Programı toplantılarında da dile getirilen Karadeniz'in değişen güvenlik ihtiyaçları konusu altında sürekli olarak sorgulanmaktadır. Aynı toplantılarda yine Aktif Çaba’nın Karadeniz'e genişletilmesi fikrinin temelleri de atılmış, bu fikir 2005 yılında gayrı resmi olarak sorgulanmıştır. Ayrıca, yine Irak müdahalesi öncesi ABD ile görüşmelerde geçen, Trabzon’da istendiği söylenen üs, yine bu kapsamda değerlendirilebilir. Bu durumda Montrö Sözleşmesinin Türkiye'ye tanıdığı askeri hakların ne olduğunun yeniden gözden geçirilmesi faydalı gözükmektedir.

Başlangıç, giriş ve ekler haricinde beş kesimden oluşan sözleşme, hukukunu Lozan Anlaşması’nın 23. maddesinden alır. Kesimler, ticaret gemileri, savaş gemileri ve uçakların bölgeyi kullanımını düzenleyen üç kesim ve genel ve son hükümleri içeren iki kesimden oluşur. Sözleşme barış zamanında askeri misyon taşımayan sivil deniz araçlarının geçiş serbestisini garanti altına alırken, askeri amaçlı gemilerin geçiş haklarını Türkiye'nin egemenlik alanı içinde kısıtlayarak serbesti tanır. Bu serbesti kısıtlaması; ön-bildirim şartı, geçiş şekli, gemi sayısı, tonaj ve -kıyıdaş olmayan ülkeler için Karadeniz'de- kalış süresi biçiminde tanımlanmıştır.

Savaş zamanında ise sözleşme savaşmayan ülkeler için aynı şartları içermekte, savaşan ülkeler içinse savaşın Türkiye'yi de kapsamasına göre iki ayrımla durumu koşullandırmaktadır. Buna göre, Türkiye savaşan değilse, savaşan ülkenin ticari gemileri için serbesti sürmektedir, fakat askeri gemilerin geçişi özel durumlar haricinde (bağlı bulunduğu limana dönüş ya da Birleşmiş Milletlerin tanıdığı ve Türkiye'yi içeren bir yardım sözleşmesi gibi) yasaklanmıştır.
Türkiye'nin savaşan olması ya da kendisi için yakın savaş tehdidi hissetmesi halinde ise, karşıt ülkeye ait olmayan ticari gemilerin, karşıt ülkeye yardım etmemesi koşuluyla, geçiş serbestisi aynen tanınmış fakat askeri gemiler hakkında tüm karar yetkisi tamamen Türkiye'ye bırakılmıştır.
Aşağıdaki tabloda sözleşmenin gemi geçişlerini düzenleyen şartları ayrıntılı olarak özetlendirilmeye çalışılmıştır.


Tablo: Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin Gemi Geçiş Şartları

 

Geçen ülkenin durumu

Savaşta

Savaşta değil

Sivil gemiler

Askeri gemiler

Sivil gemiler

Askeri gemiler

Türkiye'nin durumu

Savaşta

Yasak

Yasak

Koşullu2

TR inisiyatifinde

Savaşta değil

Serbest

Yasak1

Serbest

Koşullu3, 4, 5, 6

  1. Geminin bağlı bulunduğu limana dönüşü veya Birleşmiş Milletlerce tanınan ve Türkiye'yi de bağlayan bir yardım anlaşması hariç.
  2. Geçen gemilerin Türkiye ile savaşan ülkeye yardım etmemesi koşuluyla.
  3. Eğer geçen gemi küçük savaş gemisiyse (15.000 tondan az): a) Boğazlardan aynı anda en fazla 9 araç ve 15.000 ton askeri araç geçebilir, b)geçişin en az 8 gün önceden bildirilmesi gerekir, c) gündüz ve durmaksızın geçebilir.
  4. Eğer geçen ülkenin Karadeniz'de sınırı yoksa: a)bu denizde en çok 21 gün kalabilir, b) uçak gemileri, denizaltılar, hattı harp (büyük savaş) gemileri geçemez, c) Karadeniz'de bulundurulabilecek gemilerin toplam tonajı 30.000 (bazı özel şartlarda 45.000) tonu geçemez, d) Karadeniz'de toplam Karadeniz kıyıdaş donanmalarının üçte ikisi kadar güç bulundurabilir,
  5. Eğer geçen gemi Karadeniz'e komşu bir ülkeye ait büyük savaş gemisiyse: a) tek başına veya en çok iki destroyer eşliğinde geçer, b) geçişin en az 8 gün önceden bildirilmesi gerekir
  6. Eğer geçen gemi Karadeniz'e komşu bir ülkeye ait denizaltıysa: a) yalnız zamanında yapım aşamasında olduğu bildirilmiş denizaltılar bağlı oldukları limana katılımı ve tamirata gitme amacıyla geçer, b) geçişin su üstünden yapılması gerekir.

Görüldüğü gibi sözleşme temelde Türkiye'nin güvenliğine ilişkin öncelikleri korumaya çalışırken bir sonraki öncelikte Karadeniz'in okyanuslarla bağlantılı uluslararası bir deniz olarak kalmasını garanti altına almaya çalışmaktadır. Bu sebeple Türkiye'nin savunduğu sözleşmeden doğan egemenlik hakkı, yalnız geçiş kontrolü ile sınırlı kalmayıp, aynı zamanda kıyıdaş olmayan ülkelerin kalışı üzerinde de olmaktadır.

Bu sebeple, Karadeniz'de soğuk savaş dönemini hatırlatan bu güç çekişmesinde Türkiye'nin aktif tarafsızlığını koruması ancak Karadeniz barışının Türk diplomasisi önderliğinde ve Karadeniz içinde bir kuvvet oluşumunun etkin kullanımı ile mümkün gözükmektedir. Bunun mümkün olmaması halinde ise konunun NATO yerine Birleşmiş Milletler çerçevesinde çözümü daha uygundur.

 

Murat Sevencan, Dr.

 

 

 

KÖKSAV E-Bülteni, KÖK Sosyal ve Stratejik Araştırmalar Vakfı (KÖKSAV) tarafından çıkarılmaktadır. KÖKSAV bağımsız ve bağlantısız, günlük siyasî konumu olmayan bir kurumdur; merkezine Türkiye ve Türk dünyasını alarak araştırmalarını ulusal ve uluslar arası sosyal, siyasî ve stratejik konulara yoğunlaştırır, araştırma ve incelemeler yapar. Dolayısıyla, bu yayında ifade edilen bütün görüşler, değerlendirmeler ve varılan sonuçlar yalnızca yazarlarına aittir.

© 2008, KÖK Sosyal ve Stratejik Araştırmalar Vakfı. Bütün hakları saklıdır.



Copyright © 2008 KÖK Sosyal ve Stratejik Araştırmalar Vakfı