Eylül-Ekim-Kasım

2008

Hassas Konular

 


KÖKSAV Bursa Tekstil Sanayii: Sorunlar, Bakışlar, Yaklaşımlar Toplantısı Açış Konuşması*


F. Sema Barutcu Özönder

27 Kasım 2008


PDF metni olarak okumak için basınız.


Çok değerli konuklar,
Basın-yayınımızın çok değerli üyeleri,

Büyük Osmanlı devletinin tarihsel başkenti, Cumhuriyet Türkiyesinin sanayi kenti, sevgili eşim, Vakfımızın kurucu başkanı ve şimdi daimî onur başkanı Prof.Dr. Cihat Özönder’in baba memleketi güzel Bursa’mızda bu program vesilesiyle olmanın buruk memnuniyetini yaşıyorum. Lutfedip görüş ve değerlendirmelerini bildirmek üzere konuşma davetimizi kabul eden Türk tekstil sanayiimizin önde gelen temsilcilerine ve Uludağ Üniversitemizin alanla doğrudan ilgili çok değerli akademisyenlerine siz sevgili Bursalıların huzurunda şahsım ve Vakfımız adına şükranlarımı sunuyorum.

Hükûmet Dışı Teşkilât statüsüne sahip KÖK Sosyal ve Stratejik Araştırmalar Vakfı Prof.Dr. Cihat Özönder’in önderliğinde 9 Nisan 1991 yılında kurulmuştur. Denebilir ki, kuruluş amaç ve prensipleri ve bugüne değin gerçekleştirmiş olduğu faaliyetlerle hâlâ alanında tek olma özelliğine sahip ülkemizin ilk düşünce kuruluşudur. Sosyal ve stratejik araştırmalar alanında sahip olduğu perspektif ve bakış açısı ile ülkemizin ve milletimizin hassasiyetlerine büyük bir hassasiyetle eğilen özelliğini kaybetmeden bugüne gelmiştir. Balkanlardan Kafkaslara, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden Türk cumhuriyetlerine, Doğu Türkistan’a uzanan bir hatta KÖKSAV,

“Türk toplumlarının siyasî, sosyal, iktisadî, kültürel hayatını ve gelişmelerini, dillerini, tarihlerini, düşünce ve hayat tarzlarını, kültürlerini, insanlığa ve dünya medeniyetine hizmetlerini, diğer milletler ve topluluklarla ilişkilerini bilimsel yöntemlerle incelemekte ve araştırmaktadır.  Vakıf amacına uygun projeler hazırlamakta, bu projeleri uygulamaktadır. Vakfımız amacına uygun kurduğu kurul, araştırma grupları ve enstitüleri marifetiyle akademik ölçüde araştırma-inceleme yapmakta, yaptırmaktadır. Bu çerçevedeki faaliyetleri özendirmek, yönlendirmek, desteklemek ve katkıda bulunmak üzere yurt içi ve yurt dışında doğrudan veya yabancı ülke öğretim ve araştırma kurum ve kuruluşlarıyla, gerçek ve tüzel kişiliklerin sahibi bulunduğu kütüphane, kitaplık, araştırma merkezi, arşiv, dokümantasyon ve diğer bilgi-belge merkezleriyle iş birliğine girmekte; bu araştırma ve incelemelerin neticelerini ilgili kamu kurum ve kuruluşların yararına sunmaktadır. Yurt içinde ve dışında vakıflarla, kütüphanelerle, arşiv, araştırma merkezleri, dbilgi-belge merkezleriyle, üniversiteler, enstitü ve araştırma merkezleri, müzeler, akademi ve diğer eğitim ve öğretim, basın-yayın kuruluşları, gerçek ve tüzel kişilerle karşılıklı ilişkilerde bulunmakta, ortak proje ve çalışmalar yapmakta, gereğinde bunları uygulama alanına koymaktadır.”

Bu esaslar temelinde vakfımızın Balkan Araştırmaları Enstitüsü, Kırım-Kafkasya Araştırmaları Enstitüsü, Ortadoğu Araştırmaları Enstitüsü; Türk Girişimciliğini Geliştirme Stratejileri Çalışma Grubu, Türk Eğitim Stratejilerini Geliştirme Çalışma Grubu, Çevre Çalışma Grubu olarak enstitü ve çalışma grupları ile akademisyen ve alan uzmanlarının katılımıyla faaliyetlerini yürütmekte; KÖK Sosyal ve Stratejik Araştırmalar Kitap Dizisi ve KÖK Araştırmalar dergisiyle akademik nitelikteki monografik ve süreli yayınlarıyla kurulduğu tarihten itibaren gönüllü hizmet vermektedir. Devletimizin ve milletimizin sağlıklı hayatiyetini sürdürebilmesi yolundaki hassasiyetlerimize dikkat çekmeyi de bir görev sayarak kamuoyumuzu da bilgilendirmek üzere periyodik toplantı ve konferanslar düzenlemektedir.

Kısaca tanıtmaya çalıştığım Vakfımız kuruluş esprisinden aldığı güç ve Bursalı dost ve meslektaşlarımızın verdiği destek ve cesaretle güzel Bursa’mızda bu içerikte bir toplantıyı düzenleyebilmiştir.

 

***

 

Ülkemiz her bakımdan hassas bir süreçten geçiyor. Bölücü terör örgütü, onun içeride ve dışarıdaki işbirlikçilerinin plan ve eylemleri devletimizin ve milletimizin tahammül sınırlarını zorluyor. Devletimizin kurumlarının yıpratılmaya çalışıldığı, vatandaşın devlete, devletin vatandaşa güven ve bağlılığının sınandığı bir dönemden geçiyoruz.

Aklıselime ve serinkanlılığa, milletçe dayanışma içinde olmamıza her zamankinden daha çok ihtiyacımız var. Milletimizin aklıseliminin ve serinkanlılığının bir zafiyet olarak değerlendirilmesi ne kadar doğru değilse, bu mühim hasletlerin istismar edilmesinin de aynı nispette doğru olmadığını ifade ederek, devletimizi yönetenlerin ve yönetmeye talip olanların bunu hiç göz ardı etmemeleri gerektiği uyarısını yapmayı geçtiğimiz bu hassas süreçte gerekli görüyoruz.

Dünyayı yönetmeyi oyun hâline getirenlerin geliştirdikleri oyunlar, tek yanlı faydaya dayalı karar ve zorba uygulamaları son 10 yılda daha ilgi çekici bir hâle geldi. Alınan hayatî stratejik kararlarla içeriden hızla vurulup sosyal psikolojik olarak alınan güçle dışarıda daha ileri ve etkili sıçramaların hedeflendiği veya başka bir ifadeyle kaybın global rekabet ortamının süper güçlü rakiplerince de derinden yaşandığı izleniminin verilerek zaten güçsüz olanlar veya kaybetmeye mahkûm olarak seçilenlerin uysallaşmasının hedeflendiği, adına da “büyük istikrar” denilen oyunun hedeflenen yönde karar vermeye mecbur bırakılan aktörü olmaya çalışılıyoruz. 2000 yıllık tarihimizi bırakarak çekildiğimiz Balkanlar böyle bir oyunun etkilerinin bilinmezlerini hâlâ barındırırken, “demokratik dünya barışının sağlanması”nda deney alanı olarak seçilen Irak’ın içinde bulunduğu durum her devletten çok Türkiye’yi ve Irak Türkmenlerini etkiliyor. Gürcistan hem içeriden hem de dışarıdan bir kez daha denendi. Devletli olmanın gücünü hâlâ fark edemeyen Kuzey Kıbrıslı Türkler yönetenlerini seçerek onları adanın bütününe talip Rumlarla “güç paylaşımı” masasına oturttular.

Bütün bu olanların ortasında, Türkiye ABD’nin Irak’ı işgal sürecinde toprağa verdiği Amerikan askeri sayısınca Mehmetçiğini ve güvenlik görevlisini ve sivil vatandaşını neredeyse birkaç ay içinde şehit vermenin ızdırabını her gün yaşarken, Türk devletini yönetenler “Büyük İstikrar” için istikrarsızlığa ve çaresizliğe mahkûm olmuş bir görünümle memurlarına “özel temsilci” payesi vererek bölücü terör örgütünü besleyen ve Türkmen halka her tür insanlık dışı tavır ve tutumu Saddam’ı aratmayacak cinsinden uygulayan Irak’ın kuzeyinin sözde yönetimiyle alenî olarak masaya oturdu; oyunun hiç bilgisiz oyuncusu olmaya dünden gönüllü oldu.

Dünyayı ekonomik krize sürüklemeyi kendi ekonomik ve sosyal-psikolojik çıkışının bir aracı olarak görenlerin ileri hedef ve muhtemel gelecek eylem ve zaman planlamalarını okuyamıyor, yorumlayamıyoruz. 

Yalnızca Ortadoğu’nun, Balkanların ve Kafkasların değil, dünyanın kendi kendine yeten; yeterlik ve yetkinlik gücünü artırıp, sahip olduğu özellik ve kaynaklarıyla etrafına da yayma potansiyeline ve kabiliyetine sahip bir toplum olduğumuzun farkında değiliz. Güven eksikliği yaşıyoruz. Bu zihin ve ruh hâlimiz kendimizi baskın stratejik karar verici konumda görmemizi engelliyor. Bu konumu sağlamanın şüphesiz hepimize yüklediği görev ve sorumluluklar var.

KÖKSAV bu düşünce ve bilinçle huzurlarınızda, özeline Bursa’nın tekstil sanayiinde yaşadığı sorunları alarak Türk tekstil sanayiimizin içinde bulunduğu durum ve yaşadığı sorunları yeniden değerlendirip bunların aşılması yolunda sektörden ve ilgili bilim çevresinden gelen çözüm önerilerini bir kez daha seslendirmeyi görev saymaktadır.

Kalifiye eleman problemi, haksız rekabet, kayıt dışı ekonominin kayıt içinde kalan müteşebbise karşı haksız rekabet içinde olması, kur dengesizliğinin sektörümüzün yurt dışındaki rekabet şansını azaltması, ciddî bir pazarlama ağına duyulan ihtiyaç, tekstil teknolojimizin son durumu ve hedefleri bu toplantıda ele alınacak konulardan bazılarıdır. Özelde Bursa ve genel olarak Türk tekstil sanayiimizin dünya pazarındaki konumu ve gelecek planlamaları sektörümüzün çok değerli ehil ve tecrübeli temsilcileri tarafından belirlenecek; alanın çok değerli akademisyenleri tarafından değerlendirilecektir.

Vakfımız üniversite sanayi işbirliğinin dikkatle farkındadır ve böyle bir beraberliğin yalnızca tarafların değil, Türk sanayiinin niteliğinin yükseltilmesine ve toplumumuzun refahının artırılmasına hız ve daha derin bir perspektif kazandıracağına inanmaktadır. Yüksek teknolojinin imkânlarının Türk sanayiinin tekstil dâhil bütün sektörlerinde uygulanabilir hâle gelmesi; üniversitelerin Türk sanayiinin ARGE’leri olabilme özelliğini kazanmaları ve bu yolda tarafların ve devletin teşvikinin etkin hâle getirilmesi şüphesiz tekstil sanayiimizin başkenti Bursa’yı da içine alarak ülkemizi stratejik değeri haiz sanayi kollarında daha güçlü hâle getirecektir.

Vakfımızın daimî şeref başkanı Prof.Dr. Cihat Özönder tarafından kurulduğu 1991 yılından bugüne dek ülkemizin istikrarı, güvenliği ve mutluluğu yolunda ‘gelecek projeleri’ üreten hükümetler üstü, bağımsız bir düşünce kuruluşu olarak KÖKSAV, KÖK Sosyal ve Stratejik Araştırmalar Vakfı, bu hassas konuyu siz değerli konuklarımızın katkılarıyla bir kez daha değerlendirmeyi görev bilmektedir. 

Bu toplantıdan alınacak sonuçların, değerlendirme ve görüşlerin devletimizin ve milletimizin refah düzeyinin artırılması yolunda etkin ve etkili bir konumda olmasını sağlayacak ‘gelecek siyasetleri’nde yararlı olmasını diliyor, saygılar sunuyorum.

 

 

* KÖKSAV tarafından 18 Ekim 2008 tarihinde, Bursa’da düzenlenen Bursa Tekstil Sanayii: Sorunlar, Bakışlar, Yaklaşımlar konulu toplantının açış konuşmasıdır.

 

F. Sema Barutcu Özönder, Prof.Dr., KÖKSAV Başkanı.

 

 

KÖKSAV E-Bülteni, KÖK Sosyal ve Stratejik Araştırmalar Vakfı (KÖKSAV) tarafından çıkarılmaktadır. KÖKSAV bağımsız ve bağlantısız, günlük siyasî konumu olmayan bir kurumdur; merkezine Türkiye ve Türk dünyasını alarak araştırmalarını ulusal ve uluslar arası sosyal, siyasî ve stratejik konulara yoğunlaştırır, araştırma ve incelemeler yapar. Dolayısıyla, bu yayında ifade edilen bütün görüşler, değerlendirmeler ve varılan sonuçlar yalnızca yazarlarına aittir.

© 2008, KÖK Sosyal ve Stratejik Araştırmalar Vakfı. Bütün hakları saklıdır.



Copyright © 2008 KÖK Sosyal ve Stratejik Araştırmalar Vakfı