|
|
|
| Kök Araştırmalar: Kök Sosyal ve Stratejik Araştırmalar Dergisi / Kök Researches: Kök Journal of Social and Strategical Researches |
| Sayı /Issue:
| Cilt / Volume VI , Sayı / Issue 2 (Güz /Autumn 2004) |
| Yayıncı / Publisher: |
KÖKSAV |
| ISBN: |
1302-292X |
| |
|
| |
|
|
|
|
| |
|
| |
|
|
|
| |
|
Takdim: Eğitim Dili Olarak Türkçe / Introduction : Turkish as Educatitional Language |
|
| |
M. Cihat Özönder |
| |
VI(2) Güz / Autumn 2004, 1-2 |
|
|
| |
| |
|
Daimî Bir Uluslararası Mahkeme: Uluslararası Ceza Mahkemesi / International Criminal Court |
|
| |
Ebru Çoban |
| |
VI(2) Güz / Autumn 2004, 3-15 |
|
|
| |
|
Özet
Uluslararası Hukuk, devlet merkezli yaklaşımdan uzaklaşmakta ve daimi Uluslararası Ceza Mahkemesinin kurulması ile birlikte ulus devletlerin ulusal egemenlik kavramında aşınma yapmaktadır. Mahkeme, tanımlanan üç suç kategorisi çerçevesinde (soykırım, insanlığa karşı suçlar, savaş suçları) devletin yargı yetkisini paylaşmaktadır. Mahkeme, tanımlanan suç kategorilerinin esnekliği, uygulamada doğabilecek farklılıklar, ulusal mahkemeler ile çatışan yargısal yetkilerin varlığı, mahkemenin finansman sorunu, yaptırımı kimin uygulayacağının belirsizliği ve yargı yetkisini paylaşarak ulusal egemenlik kavramında aşınmanın etkileri açısından problemli bir görüntü sergilemektedir. Uluslararası politikada etki, ABD, Rusya, Çin gibi ülkelerin mahkemeye onay vermemesi de mahkemenin hem işlevselliğine hem meşruiyetine gölge düşürmektedir. Türkiye'de mahkemeye onay vermemiştir. Ancak, Güvenlik Konseyi kararı ile anlaşmayı imzalamayan devletlerin de yargı kapsamına alınabileceğinin dikkate alınması gerekmektedir. Mahkemenin uluslararası etkinlği, işlevselliği ve ulusal egemenlikleri ne ölçüde sınırlandıracağızaman içerisinde anlaşılacaktır.
Anahtar Kelimeler : Uluslararası Ceza Mahkemesi, Globalleşme, Türkiye.
Abstract
International Law has started to remove from the state centered approach and together with the International Criminal Court, the concept of national sovereignity starts to be eroded. The Court shares the juridical authority of nation states under the frame of three defined category of crimes (genocide, crimes against humanity, war crimes). International Criminal Court is criticised because of the flexibility of three defined category of crimes, possibility of different applications, clash of juridical powers among the Court and states, financial problems of the Court, ambiguity of the competent authority which apply sanctions and erosion in the concept of national sovereignity. USA, Russia, China which are the effective powers of the world politics do not sign the Rome Treaty. It results in a decrease in legitimacy and functionality of the Court. Turkey, also, do not sign the Treaty. However, it should not be forgotten that with a decision of the Security Council, even states that are not signatory to the Treaty would be brought under the jurisdiction of the Court. Effectiveness, functionality of the Court and limits that would restrict nation states will be understood in time.
Keywords : International Criminal Court, Globalization, Turkey |
|
|
| |
| |
|
Dünya Ekonomisinde Globalleşme ve Bölgeselleşme Eğilimleri / Globalisation and Regionalisation Tendencies in the World Economy |
|
| |
Bayram Güngör |
| |
VI(2) Güz / Autumn 2004, 17-28 |
|
|
| |
|
Özet
Çalışmanın esas amacı, globalleşme ve bölgeselleşme eğilimleri çerçevesinde yeni dünya düzenini tetkik etmek ve tartışmaktır. Dünya ekonomisinde globalleşme ve bölgeselleşme eğilimlerinin aynı anda vuku bulduğu gözlenmektedir. Aslında, globalleşme ve bölgeselleşme birbirinden farklı eğilimlerdir. Eğer öyleyse, yeni dünya düzenini nasıl tanımlayabiliriz? Hangisi geçerlidir?. Birçok ekonomist, globalleşme ve bölgeselleşme eğilimlerinin birbirlerini tamamladıklarını ileri sürerler. Onlara göre, bölgeselleşme globalleşmenin ilk aşamasıdır.
Anahtar Kelimeler : Globalleşme, Bölgecilik, Entegrasyon, Gelişme.
Abstract
The main purpose of this study is to examine and discuss the new world order concerning the globalisation and regionalisation tendencies. It has been observed that globalisation and regionalisation have occured at the same time in the world economy. Essentially, both are different from each other. If so, how can we define the new world economic order? Which one is valid or not? By the economists, It has been mostly accepted that globalisation and regionalisation are the complementary tendencies, and regionalisation is the first phase in the global economic order.
Keywords : Globalization, Regionalization, Integration, Development |
|
|
| |
| |
|
Globalization, Urbanization, Informal Social Networks: Islamic Movements in Turkey / Globalleşme, Şehirleşme, Gayriresmi Sosyal Şebekeler: Türkiye'de İslâmi Hareketler |
|
| |
Nahide Konak |
| |
VI(2) Güz / Autumn 2004, 29-52 |
| |
|
Özet
Bu makele birbiriyle kesişen dört temayı teorik olarak ele alarak tartışmaktadır. Bunlar, Türkiye'de kentleşme, cemaat, enformel sosyal ilişki ağları ve İslâmî hareketlerdir. Daha özel olarak belirtmek gerekirse, makalenin temel odak noktası İslâmi hareketlerin sosyal ilişki ağlarının kentsel alanlarda nasıl geliştiğini açıklamaya yöneliktir. Makalenin ana argümanı şudur: İslâmî hareketlerin büyümesinde ve kitlelere ulaşmasında en önemli rollerden birini oynayan enformel ilişki ağları, İslâmi hareketin gelişimi için özellikle ve isteyerek büyük çabalar sonucu gerçekleştirilen bir olgu değildir. Tersine, şehirlere göç eden kişilerin hayatta kalmak için geliştirdikleri stratejilerin sonucunda doğal olarak ortaya çıkan akrabalık ve hemşehrilik bağlarının devam ettirilmesi ve gelistirilmesi İslâmi hareketlerin ilişki ağlarının temel taşlarını oluşturmaktadırlar. Sonra, bazı liderlerin İslâmî ideolojinin kitlelere yayılmasını sağlamak için kullanılması sonucunda zamanla bu akrabalık ve hemşehrilik ilişki ağları İslâmî hareketlerin temel ilişki ağları olarak rol oynamaya başlamıştır. Ek olarak, kentsel çevrelerde tarikatların sosyal ilişki ağları akrabalık ve hemşehrilik ilişki ağlarıyla da eklemleşerek günümüz İslâmî hareketlerin temel enformel ilişki ağlarını oluşturmuşlardır.
Anahtar Kelimeler: Globalleşme, Şehirleşme, İslâmî Hareketler, Sosyal Ağlar.
Abstract
This paper addresses the theoretical discussion of the intersection of four themes: urbanization, community, informal social networks and Islamic religious movements in Turkey. More specifically, its main focus is how informal social networks for Islamic religious movements have developed in an urban environment. It argues that informal social networks have not specifically and intentionally formed for the purpose of a religious movement itself. Rather, these informal social networks are based on pre-established community ties (strong ties) and kinsmen (hemşehrilik) ties which naturally emerged as a result of survival strategies of migrants in the cities. Later, these already developed social networks came to function as major networks of the Islamic movements itself through the movements' leaders utilization of them in order to diffuse Islamic ideology. Moreover, the network of Tarikat organizations have integrated with hemşehrilik networks in the urban environment.
Key Words: Globalization, Urbanization, Islamic Movements, Social Networks |
|
|
| |
| |
|
Rusya'nın Kültürel Emperyalizm Siyaseti ve Günümüz Orta Asya'sında İslâm / Russia's Cultural Imperialism Policy and Islam in Today's Central Asia |
|
| |
Ertan Efegil |
| |
VI(2) Güz / Autumn 2004, 53-63 |
|
|
| |
|
Özet
Samuel P. Huntington'ın iddialarının aksine, Türkistan tarihine bakıldığı taktirde, asıl bağnazlar, kendilerini batı medeniyetinin temsilcisi kabul eden Ruslar'dır. Türkistan'ı işgal eden Rusya, hem Çarlık, hem de Sovyetler Birliği döneminde, Müslüman Türklere karşı kültürel emperyalizm politikası izlediler. Müslüman Türkler'i, Ruslaştırmaya gayret eden Ruslar, bu kişilerin dinî inançlarını yerine getirmelerini engelledi. Ancak, Müslüman Türkler, gizli olarak, dinî törenlerini kutladılar. Bağımsızlığını kazanan Orta Asya devletlerinde, 1990 sonrası, İslâmî Uyanış ortaya çıktı. Dine dayalı partilerin kurulmasına izin vermeyen Orta Asya devletleri, resmi İslâm'ın ülkelerinde güç kazanmasını arzu ettiler. Ancak, halk, İslâm devleti kurmayı amaç edinmeyen Geleneksel İslâm'a daha fazla itibar etmektedir. Yurtdışına giden din alimleri de, radikal İslâmî hareketler ile temas hâlinde bulunarak, bu hareketlerin bölgedeki temsilcileri hâline geldiler. Yine de, bölgede, radikal İslâmî hareketlerin güç kazanması zayıf ihtimaldir. Bölgedeki gelişmeler ise, Samuel P. Huntington gibi batılı bilim adamlarının fikirlerini çürütmektedir.
Anahtar Kelimeler : İslâm, Orta Asya, İsmail Gaspıralı, Kültürel Emperyalizm Politikası, Rusya.
Abstract
Contrary to Samuel P. Huntington's assumptions, when the Turkistan history has been examined, real fanatics are the Russians, accepting themselves as representative of the Western civilization. Conquering Turkistan, Russians, both in Tsarist and Soviet Union periods pursued cultural imperialist policy against the Muslim Turks. They tried to russify the Muslims and prevented them from practicing their belief. However Muslims continued to practice their beliefs with the assistance of dervishs. After 1990s, an Islamic Renaissance emerged in the Central Asian states. The leaders did not permit establishment of any political party ideology of which has been based on religion and desired that official Islam should be dominant in their countries. But the people esteemed to the traditional Islam, that has never supported establishment of Islamic state. Once again, it is not possible that radical Islamic movements become powerful. Developments in the region refute the concerns of the Western scholars, such as Samuel P. Huntington.
Key Words: Islam, Central Asia, Gaspırali, Cultural Imperilaist Policy, Russia. |
|
|
| |
| |
|
Nationality or Religion? Views of Central Asian Islam / Milliyet veya Din? Orta Asyalı İslâm'ın Görünüşleri |
|
| |
Hasan B. Paksoy |
| |
VI(2) Güz / Autumn 2004, 65-101 |
|
|
| |
|
Özet
Bir çok Batılı akademisyen, Orta Asyalı Türkleri, eksik bilgilerinden ötürü, Müslüman olarak nitelendirdi. Çarlık Rusya'sı bölge halkının dilini ve lehçelerini öğrendi. Ardından da bu kişilere, Türk, Sart, Kırgız diye hitap etmeye başladılar. Ancak bunlarda yapaydı. Bölgeyi kontrolü altına almak amacıyla, Rusya, Milliyetler Politikası'nı fiiliyata taşıdı. Din, Orta Asyalı insanların kültürel kimliğinin bir parçasıdır. Sovyet Rusya, farklı yerel milliyetlerin ortaya çıkmasını destekledi. Islam'a inanmaya başlayan Türkler, yine de İslâm öncesi geleneklerini muhafaza ettiler. Sufizm, Orta Asya'da İslâm'ın yayılmasını sağlayan faktörlerden birisidir. Makale, ayrıca, Çarlık Rusya'sının geçişlemesi, Büyük Oyun, Pan Hareketleri, Basmacı Hareketleri, Sovyet dönemi, Sultan Galiyev'in fikirleri ve Gorbaçov dönemini de incelemektedir.
Anahtar Kelimeler: Pan – İslâm, Basmacı Hareketleri, İslâm, Milliyetler Politikası, Büyük Oyun, Gorbaçov Dönemi
Abstract
Many Western scholars described Turks in Central Asia as Muslims. But in reality they didn't have adequate information about them. The Tsarist Russia learned their dialects and languages, and then called them as Turks, Sart, Kirghiz. However they created artificial names. In order to control the region, Russia implemented nationalities policy. Religion is a part of cultural identity of Central Asian states. Soviet Russia supported emergence of different local nationalities. Converting to Islam, the Turks preserved their pre – Islamic traditions. Sufism is one of the forces responsible for spreading Islam. The essay also deals with Tsarist expansion, great game, Pan – Movements, Basmachi Movements, Soviet era, Sultangalievism and Gorbachev period.
Key Words : Pan – Islam, Basmachi Movement, Islam, Nationalities Policy, Great Game, Gorbachev period. |
|
|
| |
| |
|
Günümüz Uygur Toplumunda Din - Millî Kimlik İlişkileri / Relations between Religion and National Identity in the Modern Uygur Society |
|
| |
Abdürreşid Celil Karluk |
| |
VI(2) Güz / Autumn 2004, 103-111 |
|
|
| |
|
Özet
Uygurlar, Türk dilli halklar içinde hem en erken yerleşik hayata geçmiş hem de İslâmiyeti en erken kabullenmiş Türk topluluğu olarak da bilinirler.
Orta Asya coğrafyasında ortaya çıkan politik değişimler aslında var olan doğal (kültürel, etnik) sınırların kalkmasına da neden olmuştur. Uygur toplumu Çin sınırları içinde Mançu-Qing imparatorluğu (1616-1911), Milliyetçi Çin yönetimi (1912-1949) ve Çin Komünist Partisi yönetiminde (1949-) kendine özgü millî kimliğini şekillendirmeye çalışmıştır. Bu süreç içinde İslâmiyet çok önemli rol oynamıştır. Kendi bölgesinin batısında, geç 19. yüzyıl içinde şekillenen, özellikle son çeyreğinden sonra ivme kazanarak 20. yüzyıl başında gelişen Ceditçilik hareketinin etkisi olmuştur.
Bir milyardan fazla Çin nüfusu içinde kendi millî kimliğini korumaya çalışan Uygur toplumunda din, koruyucu kalkan rolüne üstlenerek yeni dönemdeki (1949 sonrası) millî kimliğin oluşumu ve gelişiminde kendisini belli etmiştir.
Anahtar Kelimeler: Uygurlar, Din, İslâmiyet, Kimlik, Millî Kimlik
Abstract
Uygurs are both the earliest settlements and the first Muslim people in the Turkish world.
The political changes in Central Asia have been caused to deleting of the natural (cultural and ethnic) borders. The Uygur society has been tried to form their national identity under the Manchu-Qing Empire (1616-1911), National Chinese period (1912-1949) and the period of the Chinese Communist Party (1949-). In this process, Islam religion has been taken an important role in Uygur society. Also Uygur society has been affected from Jadidism at the end of the 19th century and the beginning of 20th century.
In new period (after the 1949), the religion has been undertaken an important role as a shield and showed its effect at the formation and development of Uygur national identity in the populous Chinese people
Key Words: Uygurs, Religion, Islam, National Identity |
|
|
| |
| |
|
Perception of Corruption in Bukhara: Public Opinion Survey (December, 2001) / Buhara'da Yolsuzluk Algılaması: Kamuoyu Yoklaması (Aralık 2001) |
|
| |
Shukhrat Ganiev |
| |
VI(2) Güz / Autumn 2004, 113-135 |
|
|
| |
|
Özet
Kamuoyu yoklamasının amacı, Özbekistan toplumundaki yolsuzluk algılamasını yansıtmak, hangi kurumlarda, ne şekilde ve hangi düzeyde olduğunu açığa çıkarmak ve yolsuzlukla mücadelenin yolları hakkında bilgi edinmektir. Yaklaşık 600 Özbek vatandaşına, 31 soru sorulmuştur. Karşımıza çıkan sonuçlar şunlardır: Özbekistan'da kesin hadlarıyla yolsuzluğun tanımı yapılamamaktadır. Özbek vatandaşları için farklı anlamlara gelmektedir. Genel anlamıyla, yine de, yolsuzluk, rüşvet, kayırmacılık ve kamu fonları kötüye kullanma olarak algılanmaktadır. En çok yolsuzluğa bulaşan kurum olarak, mahkemeler görülmektedir. Katılımcıların büyük bir kısmı, yolsuzluğa neden olarak, düşük gelir düzeyine göstermektedir. Yolsuzlukla mücadelenin en iyi yolu olarak, hakkani şekilde gerçekleştirilmiş seçimler ifade edilmektedir.
Anahtar Kelimeler : Yolsuzluk, Özbekistan, Kamuoyu Yoklaması, Başkanlık, Yargı, Yerel İdareler.
Abstract
The aim of the Survey is to reflect the perception of corruption in the Uzbekistan society, to specify where, to what extend and how much the public thinks corruption exists in the Uzbek society and how it can be combated. Total 31 questions have been asked to about 600 Uzbek citizens. The results of the survey prove that there is no clear-cut definition of corruption in Uzbekistan. Corruption has different denotations for different people. The general trend, however, is that the corruption is defined as an abuse in relatively larger size in the form of bribery, favouritism and misuse of public funds. The most corrupted sector perceived is the judicial and, respectively, the courts are considered as the most corrupted bodies. A large percentage of public regards low salaries as the most important reason of corruption and the most widespread contributor towards it. Meanwhile, a significant importance is attached to fairness of elections as means for combating corruption.
Key Words: Corruption, Uzbekistan, Survey, Presidency, Judiciary, Local administration. |
|
|
| |
| |
|
ABD'nin Orta Asya Politikası / American Foreign Policy in Central Asia |
|
| |
İdris Bal |
| |
VI(2) Güz / Autumn 2004, 137-161 |
|
|
| |
|
Özet
Bu makalenin amacı, ABD'nin, Orta Asya politikasını temel hatları ile ortaya çıkartıp, analiz etmek ve geleceğe yönelik olarak ABD çıkarları ve takip edilen politikaların tutarlılığı konusunda yorumlar ve eleştiriler getirmektir. Bu amacı gerçekleştirebilmek için, öncelikle ABD'nin bölgeye yönelik politikasında temel parametreler tespit edilecektir ve daha sonra politikası analiz edilecektir. Son olarak ise, ABD'nin çıkarları ve gelecekteki muhtemel tehditler özetlenecektir.
Anahtar Kelimeler : ABD, Rusya, Çin, Petrol, Doğal Gaz, Güvenlik, Radikal İslâm, Türkiye Modeli, NATO, Türkiye ve İran.
Abstract
Aim of this article is to outline US policy towards Central Asia and make comments on US interests and US policy. To this end, firstly, main parameters of US policy will be identified. Secondly, US policy will be analyzed. Lastly, US interests and possible threats to these interests will be summarized.
Key Words: US, Russia, China, Oil, Gas, Security, Radical Islam, Turkish Model, NATO, Turkey and Iran. |
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
KÖK Araştırmalar Yayın İlkeleri |
|
| |
|
Yazarlar |
|
| |
| |
| |
|
| |
|
|
|
KÖK Araştırmalar: KÖK Sosyal ve Stratejik Araştırmalar Dergisi
KÖKSAV |
|