Ana Sayfa | Amaç | Faaliyetler | Yayınlar | Arşiv | Haberler | Hassas Konular | İletişim
KÖKSAV 20. Yıl
İdare
Enstitü ve Temsilcilikler
Ülkeler ve Kuruluşlar
Yeni Yayınlar
Basın Duyuruları
KÖKSAV'da Staj
KÖKSAV'da Staj 2012
KÖKSAV E-Bülten
KÖK Araştırmalar : KÖK Sosyal ve Stratejik Araştırmalar DergisiYeni!

Prof.Dr. Cihat Özönder
KÖKSAV Kurucu Başkanı ve Daimi Onur Başkanımız


KÖKSAV Yeni Adresinde:

Yunus Nadi Sokak 12/11
06680 Güzeltepe Mah. Çankaya / Ankara
Tel: +90312 232 43 73 | Faks: +90312 231 04 74 |
E-Posta: koksav@koksav.org.tr
Haritası için basınız.

KÖKSAV
Cumartesi Konuşmaları



KÖKSAV YAYINLARI'ndan
Yeni Kitap

KÖKSSAS: 21

KÖK Sosyal ve Stratejik Araştırmalar Serisi'nin 21. kitabı çıktı:
.
Gülsüm KİLLİ YILMAZ, Kuzey ve Güneydoğu Sibirya Türklerinin Dil Durumu
.
Sibirya Türklerinin dil durumu, içinde bulundukları koşulların benzerliği ve farklılığı ölçüsünde az çok birbirinden ayrılan bir tablo sergiler. Bu kitapta Türk dilinin Kuzey ve Güneydoğu Sibirya'da varlığını sürdüren türlerini konuşan nüfusun içinde bulunduğu koşullar, geçmişten günümüze sürdürülen dil politikaları, dillerin yasal konumu, coğrafya, idarî yapı, etno-demografik yapı, etnik ve dil ilişkileri, ağız sistemi, yazı dili geleneği, konuşur sayısı, konuşanların dillerine karşı tutumu ve dillerin işlevleri gibi dil hayatiyetini de doğrudan etkileyen çeşitli değişkenler açısından betimlenmiş, Çarlık Rusyası'ndan bugüne Sibirya'nın asıl sâkinlerine uygulanan çeşitli politikaların günümüze yansımaları değerlendirilmiştir.
ISBN 978-975-7430-39-1

Dağıtım:
Siyasal Kitabevi


KÖKSAV YAYINLARI'ndan
Yeni Kitap

KÖKSSAS: 20

KÖK Sosyal ve Stratejik Araştırmalar Serisi'nin 20. kitabı çıktı:
.
Sabire ARIK, Kuruluştan XVII. Yüzyıla Polonya Tarihi
.
Bu eser Polonya tarihi üzerine Polonya kaynakları kullanılarak Türkçe yazılmış ilk çalışma olarak karşımıza çıkmaktadır. Kitap Polonyanın ilk kurulduğu yıllardan XVII. yüzyıla kadar gelen tarihî süreci ortaya koymaktadır. Türk-Polonya ilişkileri açısından Polonyayı ve geçirdiği politik süreci Avrupa tarihi açısından çok yönlü olarak ortaya koymaktadır
.
ISBN 978-975-7430-37-7

Dağıtım:
Siyasal Kitabevi


KÖKSAV YAYINLARI'ndan
Yeni Kitap


KÖKSSAS: 19

KÖK Sosyal ve Stratejik Araştırmalar Serisi'nin 19. kitabı çıktı:
.
Naciye GÜNGÖRMÜŞ, Macaristan'da
Değişim ve Demokrasi'ye Geçiş (1989-2009)

.
Modern Macaristan ve Macarlar hakkında Macarca kaynaklar kullanılarak Türkçede yazılmış ilk araştırma olan eser, 1980'li yılların sonuna kadar bir Doğu Bloku ülkesi olan Macaristan'ın değişim ve demokrasiye geçiş süreci olarak yaşadığı 1989-2009 yıllarına odaklanarak, bu süreç içinde cereyan eden olay ve olgulara yoğunlaşmıştır.
.
ISBN 978-975-7430-36-0

Dağıtım:
Siyasal Kitabevi


KÖKSAV YAYINLARI'ndan
Yeni Kitap


KÖKSSAS: 18

KÖK Sosyal ve Stratejik Araştırmalar Serisi'nin 18. kitabı çıktı:
.
Seyfi YILDIRIM-Adnan SOFUOĞLU, Siyasî Faaliyetleriyle Osmanlı'dan Cumhuriyet'e İSTANBUL RUM ORTODOKS PATRİKHANESİ
.
Bu kitap Bizans imparatorluğundan Osmanlı'ya geçen ve günümüze kadar da varlığını devam ettiren Rum Ortodoks Patrikhanesi'nin siyasî faaliyetlerini konu edinmektedir. Yeni arşiv belgeleriyle de desteklenen kitabın konusu Osmanlı dönemi ve Millî Mücadele yıllarına odaklanmıştır. Kitapta bir yandan İstanbul Rum Ortodoks Patrikhanesi'nin Osmanlı devletindeki statüsü değerlendirilirken bir yandan da özellikle Lozan'da aldığı şekil ortaya konulmaya çalışılmıştır.
.

ISBN 978-975-7430-35-3
Dağıtım: Siyasal Kitabevi

KÖKSAV YAYINLARI'ndan
Yeni Kitap


KÖKSAV TTBAD: 8

KÖKSAV Tengrim Türklük Bilgisi Araştırmaları Dizisinin 8. kitabı çıktı:
.
Özen YAYLAGÜL, Ebvâb-ı Şifâ, Metin Dilbilimsel Bir İnceleme

Ebvâb-ı Şifâ, Batı Türkçesiyle yazılmış tarihî bir tıp metni olup bu çalışmada metin dilbilimsel olarak ele alınmıştır. Kitap, Giriş kısmından sonra yer alan üç bölüm ve bir de kavramlar dizini içermektedir. Birinci bölüm dilbilimcilere hitap eden bir bölüm olarak tasarlanmıştır. Bu bölümde, Ebvâb-ı Şifâ metin dilbilimsel kuramlar ışığında incelenmiştir. İkinci bölüm filologlara hitap etmektedir ve metni içermektedir. Üçüncü bölüm ise, tıp adamlarına ve konuyla ilgili diğer kişilere hitap etmektedir ve metnin Türkiye Türkçesine çevirisini içermektedir.
.
ISBN 978-975-7430-38-4

Dağıtım:
Siyasal Kitabevi


KUT KAYA SANATI GRUBU

 

 


KÖKSAV içinde ara:


 

İdare

Enstitü ve Temsilcilikler
Ülkeler ve Kuruluşlar
Konferanslar
Yeni Yayınlar
Basın Duyuruları
KÖKSAV'dan Haberler
KÖKSAV'da Staj
KÖKSAV E-Bülten
KÖK Araştırmalar : KÖK Sosyal ve Stratejik Araştırmalar DergisiYeni!

Prof.Dr. Cihat Özönder
KÖKSAV Kurucu Başkanı ve Daimi Onur Başkanımız



KÖKSAV içinde ara:


KÖKSAV - Hakimiye Kayıtsız Şartsız Milletindir! 24 Temmuz 2016

Türk milleti ve onun Atatürk'üyle birlikte kurucusu olduğu Türkiye Cumhuriyeti Devleti, 15 Temmuz 2016 günü, sonuna yaklaşıldığı anlaşılan uzun vadeli bir projenin "silahlı işgal denemesi" olarak belirlenmiş bir eylemini idrak etti. Türk milleti, bu silahlı işgal denemesinin faillerinin dâhilî bedhahlar olduğunu bir kez daha ölümüne gördü, yaşadı.

"Üst akıl" etiketiyle tanımlanan emperyalist projenin yürütücüleri ve elemanları ile içeriden ve dışarıdan dost ve düşman bütün seyircileri, 15 Temmuz 2016 günü ülkemizde yaşananlardan çıkardıkları en önemli sonucun, birkaç onyıldır Allah ile aldattıklarını sandıkları ve kıvama geldiğini düşündükleri Türk milletinin "vatansız"lara verdiği cevabın bir yüzyıl önceki gibi olduğunu, "aptal" ve "barbar" Türklerin her şart ve ahval altında şiarlarının bağımsızlık olduğunu, ezelden beridir hür yaşadıklarını dosta düşmana ilan eden bir şiiri istiklal marşlarına güfte yapmaktan ibaret olmadığını, devletli millet olduğunu bir kez daha not etmek zorunda kaldılar.

Şimdi Türk milletine ve onun kendi dünyasının batısını tutan, kendi millî iradesi ile belirlediği ilke, kural ve değerlerle kurduğu devletine düşen, dâhilî ve hâricî bedhahları karşısında her zamankinden daha uyanık, daha kararlı ve daha şuurlu durmak, sahip olduğu kudretin bizzat kendisi olduğunu bilmektir.

3000 yıllık devletli Türk milleti, bugüne kadar edinmiş olduğu engin tecrübesi ile bir kez daha göstermiştir ki, Türk varlığı gelecek binyıllara da "köle" veya "kurban" değil, devletli millet olarak ilerleyip uzanacaktır. Bunun en yakın delili ise, Türk milletinin varlık mücadelesi tarihine yazdığı 15 Temmuz 2016 tarihi olmuştur.

Ne mutlu Türk'üm diyene!

KÖKSAV
24 Temmuz 2016







Sevgili Eşim,
Vakfımız KÖK Sosyal ve Stratejik Araştırmalar Vakfı Kurucusu ve
Daimi Şeref Başkanı

Prof.Dr. Cihat ÖZÖNDER

27 Temmuz 2016, çarşamba günü ikindi namazının ardından
kabri başında dualarla anılacaktır.

Saygılarımla,

Prof.Dr. F. Sema Barutcu ÖZÖNDER

Yer: KARŞIYAKA Kabristanı, 4. Kapı




Ulusal Güvenlik - Ulusal Çıkar - Uluslararası İlişki : Irak Türklüğü

Irak Türklerinin genel Türklük nezdinde asla kabul edilmeyecek şu andaki vaziyetine Türk siyasetçilerinin buldukları hal çaresine bakılacak olursa, onlar için ya güvenlikli alanlar oluşturulması ya da yedirilip içirilmesi, giydirilmesi ve ceplerine biraz da harçlık olsun diye para toplanıp gönderilmesi yeterli. Hükümetinki ise yıllardır belliydi ve Irak Türklüğüne izledikleri bilinçli siyasetin arzuladıkları ve hedefledikleri sonuçlarını artık almaya başlayacaklarını yüksek sesle ifade ediyorlar. Sessiz devrimciler, şimdi Irak Türkü Musul’da, Telafer’de, Kerkük’te, Tuzhurmatu’da, Erbil’de; yani kısaca Türkmeneli’nde ölürken ses çıkarmadan öl diyorlar. Sessiz ölüm...

Irak’ı Türkiye’den önce kendilerine yurt yapıp, üstelik kesintisiz 1000 yıl yönetenlerine; Irak Türklüğüne “Büyük İstikrar”ın oyuncularının biçtiği rol sessizce ölmek. Bu sessiz ölüm senaryosunda Irak Türklüğünü, Kürtlere muhtaç etmek ve ekonomik çıkar birlikteliğinde “ortak” olmaya zorlamak gibi Türk Tarihinde şimdiye kadar görmediğimiz sinsi bir plan da yer almakta. Ancak şüphesiz “Büyük Oyunu” kurup kendilerini Dünya’nın efendileri sananların, bu “Büyük Oyun”un muhtelif senaryolarında “Türk’e kefen biçmenin” sonuçlarını da hesaba katarak oynayacak kadar “zeki” olduklarını düşünmek isteriz.

Tamamını okuyunuz >>
(PDF)

Ulus-devletçi olmayı sürdürmek isteyen modern milliyetçi Türkler ile şehir-devletçi olmak isteyen din ve şehir milliyetçileri arasındaki mücadele nasıl biter?

F. Sema Barutcu Özönder, Prof.Dr.
KÖKSAV Bşk.

30 Mayıs 2014

Türkiye, son günlerde 12 yılda gerçekleştirildiği ifade edilen bir “sessiz devrim”in sonuna yaklaştığımız izleniminin verilmeye çalışıldığı bir ortamı yaşıyor. Hatta yaşanan kaotik görünümün bundan kaynaklandığını söyleyen “sessiz devrimci”ler bile var. “Sessiz devrim”in hedefinin “yeni Türkiye” için “Türkiye” olduğu itirafını da yüksek seslerle artık “yeni Türkiyeci”lerden duymaya başladığımıza göre, “Sessiz Devrim”le Türkiye’nin nelerinin devirilip eskiye karıştırıldığı sorusunu sormamız gerekse de, Türkiye ve devrim sözcüklerinin “yeni” ve “sessiz” niteleyicileri ile birlikte söylendiğinde hemen çağrışan “eski” ve “gürültülü” karşıtları, Türkiye’nin de devrim’in de bu iki sıfatını boşa çıkarıyor. 


Tamamını okuyunuz >>

PDF olarak okuyunuz >>


Soma 2014

 

Adım Adım Bugünlere Geldik!

F. Sema Barutcu Özönder, Prof.Dr.
KÖKSAV Bşk.

10 Haziran 2013

Türkiye’de son on yılı hazırlayan olay ve olgular, öne çıkan/çıkarılan figürler ile görünürdeki ulusal, uluslar arası ve uluslar üstü her tür kurum ve kuruluşların temsiliyetlerinin konum ve niteliği, işlev ve etki güçleri dikkate alındığında, Türkiye’nin nasıl ve niçin kitlesel hareketlerin alanı haline geldiğinin mükemmel bir değerlendirmesini yapmak henüz erken gibi gözükse de, amaçlanan muhtemel sonuçları açısından son birkaç gündür yaşananlar konuyu az-çok daha belirgin hale getirmiştir. 


Tamamını okuyunuz >>

PDF olarak okuyunuz >>


 
KÖKSAV 7 Mayıs 2013, Hassas Konular


ABD'nin güvenlikten sorumlu danışmanı olan (2001-2005), ve sonradan Bush yönetiminin Dışişleri Bakanı (2005-2009) Condoleezza Rice, 7 Ağustos 2003 tarihli Washington Post gazetesinde yayımladığı “Transforming The Middle East (Ortadoğu'yu Dönüştürmek)” başlıklı yazısında, Ortadoğu’da bulunan 22 devletin rejiminin, sınır ve haritalarının değiştirileceğini, Türkiye’nin de bunların içinde olduğunu vurguladı.
Bu gelişmeden bir yıl sonra proje el-Hayat gazetesine sızdırıldı. Hem bölgeden hem de bölge dışından gelen tepkiler üzerine, ABD hemen taktik bir geri adım atarak Haziran 2004 başında Gürcistan'da yapılan G-8 zirvesinde, önce projenin adını Genişletilmiş Ortadoğu ve Kuzey Afrika (GOKAP) olarak değiştirdi, ardından bölge ülkelerine her hangi bir proje empoze etmek istemediğini, bunun bölgenin iç dinamiklerinden kaynaklanması gerektiğini ve gönüllülük esasına dayanarak bu projede kendisinin yardımcı bir rol üstlenebileceğini söylemek zorunda kaldı.

Projenin eşbaşkanlarından biri olan Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı R. Tayyip Erdoğan ABD Başkanı George Bush ile Beyaz Saray Oval Ofis'te bir görüşme yaptı.

Görüşmede Başbakan Erdoğan'a Geniş Ortadoğu Projesi'ne verdiği güçlü destek dolayısıyla memnuniyetini belirten Bush, "Türkiye'nin demokrasisi, Ortadoğu'daki insanlar için önemli bir örnek. Ben de Erdoğan'a bu yöndeki liderliği için teşekkür etmek istiyorum." diye konuştu. Ayrıca ABD Başkanı, Erdoğan ile görüşmelerinde Türkiye ve Amerika'yı ilgilendiren dış politika konularını ele aldıklarını, bunların arasında en önemlilerinden birinin İsrail ile yan yana barış içinde bir Filistin devletinin kurulması konusu olduğunu söyledi. ABD yönetiminin bölgeyi yeniden dizayn edilmesinin arkasında iki temel hedefi vardır. Bunlardan ilki; İsrail'e komşu olan devletleri etnik, mezhep ve din bazında küçük devletçiklere bölüp ardından bu devletleri neo-liberal sistem ve kuralları olan ülkeler haline getirmek, ikinci temel hedef ise; Türkiye – Kürdistan konfedere devleti ile Ürdün – Batı Şeria konfedere devletini kurmak.


Tamamını okuyunuz >> (PDF)


 

Avrupa Birliği'nin Onayıyla
Suriye Kürtleri Petrollerini Satmaya
Hazırlanıyorlar

Casım Özbayatlı
6 Mayıs 2013

Beşar Esad Suriye'nin kuzey bölgelerinden askerini çekmesiyle birlikte Kobani, Amude, Efrin, Terbaspi, Aynel Arap ile Derik kentleri hiç çatışma yaşanmadan Demokratik Birlik Partisi’ne (PYD) bağlı Batı Kürdistan Halk Savunma Birlikleri'nin eline geçti. Bu gelişmeden kısa bir süre sonra da Esad, Mardin’in Nusaybin ilçesinin hemen karşısında yer alan Kamışlı kentinden de çekildi.

PYD'nin bölge üzerindeki nüfuzu artınca, bu sefer Suriyeli Kürt gruplar arasında rekabet doruk noktalara gelerek Afrin bölgesinde silahlı çatışmaya dönüştü.
Tamamını okuyunuz >>
(PDF)

Bir Annenin Çığlığı: "Bu Hükumet Bu Devleti Koruyamadı!"



Türkiye, bölge üzerinde bir yüzyıl önceden oynanmaya başlanan “Büyük Oyun”un değişmeyen oyun kurucu failleri ile “bu sefer yenenle olacağız.” diyen bir zihniyetin hakim olup yönettiği bir dönemden geçiyor. Türkiye’yi yöneten güçler bu “Büyük Oyun”un bölgedeki yerli oyuncusu olmayı üstlendiklerini açıkça ilan ediyorlar.

Bu durum son yıllarda daha da alenileşerek Türk siyasetine yön veren ve onu yönetenlerin hedef ve uygulamaları ile Türk milletinin varlığını açıkça tehdit eden, akıbeti meçhul bir yolda hızla yol alıyor.

Ancak, Türkiye’yi yöneten zihniyet, bölgedeki yüzyıllık “Büyük Oyun”un esasta kimi yenmek  için kurulduğunu unutmuşa benziyor. Türk milletinin ecdadının bin yıl boyunca yönettiği gibi, yurt da yaptığı ve fakat bu oyunun kurucularına terkettiği topraklara onların vereceği ata binerek gideceğine samimi olarak inanmışa benziyor. Bağırıyor, çağırıyor, tutup çekiyor, itiyor, kakıyor, harcıyor, eziyor, hiç birşey yapamazsa ağlıyor. Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve milleti açıkça bir nöbet hali ile karşı karşıya.
Tamamını okuyunuz >>
(PDF)

Bir Annenin Çığlığı: "Bu Hükumet Bu Devleti Koruyamadı!"


“Şu anda benim ağzımda on parmağım olduğu gibi, siz Romalıların ağzında da on diliniz var. Biriyle bana, diğeriyle benim kölelerim Uar-hunlara yalan söylüyorsunuz. Sizin hükümdarınız benimle barış görüşmelerini sürdürürken, diğer yandan da efendisinden kaçan benim kölelerim Uar-hunlarla anlaşma yaptığı için çok yakında bu hareketinin cezasını çekecek. Fakat Uar-hunlar Türklerin tebaası olarak istediğim zaman bana gelirler. Siz Romalılar, neden benim devletimin elçilerini kendi gittiğiniz yoldan başka bir yol olmadığına inandırmak için Kafkaslar üzerinden gönderdiniz? Siz bunu, yolun güçlüğünü hesaba katarak Roma topraklarına hücumdan vazgeçmem için yaptınız! Ama Dinyeper nehri nerede, Tuna nereye akar, Meriç nereye dökülür, kölelerim Uar-hunlar hangi yoldan Roma diyarına vardılar… hepsi bana açık. Sizin gücünüz de benim için sır değil. Güneşin ışıklarının ilk doğduğu yerden battığı yere kadar bütün topraklar benim hakimiyetimin altındadır. Şu bedbaht Alanlara ve hatta Unigurlara bakın. Engin cesaretleriyle coşup, güçlerine güvenerek muzaffer Türk milletine karşı çıkmaya cür’et ettiler, ama ümitleri boşa çıktı. Bu yüzden tebaamız ve kölemiz oldular.”
Tamamını okuyunuz >>
(PDF)


 

Bir Annenin Çığlığı: "Bu Hükumet Bu Devleti Koruyamadı!"

“Bu Hükûmet Bu Devleti Koruyamadı!” Bu çığlıklara karışan cümleyi 27 Haziran 2012'de Eruh’ta yurt birliğini hedef alanların katlettiği oğlunun şehadeti haberini aldığında, şehit annesinin ağzından işittik. Her birini tek başına söylediğimizde bile özel yüklemelerimizle duygusal anlamlar katmamıza elverişli bu cümlenin failini ve mefulünü bu dizilişle olumsuz yeterlikte bir hükme bağlayan, eğer tarifi imkânsız bir ıstıraba düşmüş bir şehit annesi ise, bu cümlenin ne değer ifade ettiğini belirlemek hem “bu hükûmet” hem de “bu devlet” için zaruri hâle gelmiştir.

Tamamını okuyunuz >>


KÖKSAV - Hassas Konular: Adnan Sofuoğlu, Atatürk'ten Günümüze Hatay Meselesi ve Türkiye-Suriye İlişkileri

Soğuk Savaş dönemi Türkiye-Suriye ilişkilerini Hatay Meselesinin yanı sıra Su ve Güvenlik konuları da doğrudan etkileyecektir. Nitekim 1960’lı yıllarda Türkiye ile Suriye arasında Su Meselesi ortaya çıkmıştır. Havzada memba ülke olan Türkiye’nin su kaynaklarından faydalanma projelerine ağırlık vermesi hem Suriye’de hem de Arap dünyasında egemenlik ve çıkarlara ilişkin kaygıların ortaya çıkmasına sebep oldu. Özellikle, Fırat nehri üzerinde yer alan Keban, Karakaya ve Atatürk barajlarının inşa sürecinde ilişkiler daha gergin bir hâl almıştır. Tamamını okuyunuz >>


M. Derviş KILINÇKAYA -King-Crane Komisyonu ve Amerika Birleşik Devletleri'nin Ortadoğu’ya Emperyal İlgisinin Başlangıcı, KÖKSAV Hassas Konular . 6 Mart 2012

King-Crane Komisyonu'nun Suriye, Çukurova ve İstanbul'da yaptığı çalışmalar ABD'nin amaçlarını gerçekleştirmeye çalışırken yürüttüğü başarılı "halkla ilişkiler" organizasyonu hakkında bize iyi bir fikir vermektedir. 1918'deki feci mağlubiyetin yarattığı ortam içinde özellikle İstanbul'da Amerikan Eğitim Kurumlarının tedrisatından geçmiş aydınlar aracılığıyla Türkiye'de birbirinden farklı gerekçelerle Amerikan etkisine girmeye teşne bir elit çevrenin varlığı ve bunların kolayca işbirliğine yöneltilebileceği ilk kez sınanmıştır. Şüphesiz, bu durum sadece Türkler için değil fakat Araplar ve Ermeniler için de söz konusudur. Komisyon belgelerinin internet aracılığıyla herkesin istifadesine sunulurken yapılan "Restoring Lost Voices of Self Determination" takdim başlığı bile okumayı bilenlere çok şey anlatmaktadır. Tamamını okuyunuz >>


KÖKSAV KÖK ARAŞTIRMALAR

Ermeni İddiaları Çerçevesinde Araştırılması
Gereken Konulardan Birkaçı
(PDF)Yeni!

Prof.Dr. Birsen KARACA
(Ankara Üniversitesi)

8 Mayıs 2012

Birleşik Devletler Çatısı Altında Ermeniler:
Oluşumlar ve Faaliyetler
(PDF)Yeni!

Emrah BÜKE
(Ankara Üniversitesi, SBE)

8 Mayıs 2012

Yunan Tarihinin Suskunluk Noktası:
Anadolu'dan Yunanistan'a Göçen Rumlar
(PDF)Yeni!

Özlen IŞIK
(Ankara Üniversitesi, SBE)

8 Mayıs 2012

Kafkasya'dan Karadeniz'e "Büyük Ermenistan Projesi" :
İddialar ve Gerçekler
(PDF)

Prof.Dr. Mehmet OKUR
(Karadeniz Teknik Üniversitesi)

12 Ocak 2012

Rus İşgali Sonrasında Azerbaycan Topraklarında Ermeni İskânı (PDF)

Dr. Fahri VALEHOĞLU-HACILAR
(Azerbaycan Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı)
12 Ocak 2012
1919-1922 Arasında Anadolu'da Türk-Ermeni İlişkilerine Genel Bir Bakış (PDF)

Yrd.Doç.Dr. Recep KARACAKAYA
(Karabük Üniversitesi)
12 Ocak 2012
Birinci Dünya Savaşı Sırasında Ermenilerin Faaliyetleri Üzerine Bazı Tespitler (PDF)

Dr. Ü. Gülsüm POLAT
(Gazi Üniversitesi)
12 Ocak 2012
Lozan Konferansı'nda Ermeni Sorunu (PDF)

Prof.Dr. Temuçin Faik ERTAN
(Ankara Üniversitesi)
12 Ocak 2012
Siberuzayda Fransız-Ermeni Cemaatinin "Soykırım" Söylemi Üzerine Bir Deneme (PDF)

Doç.Dr. Saime Selenga GÖKGÖZ
(Hacettepe Üniversitesi)
12 Ocak 2012
Genişletilmiş Orta Doğu Projesi'nde Enerji Kaynaklarının Önemi
Dr. İlyas SÖZEN
Uluslar Arası Hukuk ve Irak Savaşı'nın Meşruiyeti
Dr. Mehmet Akif OKUR

A. Cengiz KÖKSEOĞLU, KORUNMAYA MUHTAÇ ÇOCUKLAR, KÖK Araştırmalar XI/2 Güz 2009

Korunmaya muhtaç çocuk sorunu her toplumda var olan ve çözülmesi gereken bir sorundur. Korunmaya muhtaç çocuklara yönelik verilen sosyal hizmetlerin başında ailenin desteklenmesine yönelik hizmetler gelmektedir. Çocuğun sağlıklı bir şekilde büyüyebilmesi için kendi ailesinin yanında bakılması ve korunması ilk hedef olarak benimsenmelidir. Bu amaçla, korunmaya muhtaç aileler maddî yönden desteklenmelidir. Bu mümkün değilse kurum bakımı yöntemi uygulanmalıdır. Koruyucu aile ve evlatlık yöntemi de korunmaya muhtaç çocuklara yönelik hizmetlerdendir. Ülkemizde, korunmaya muhtaç çocuklara yönelik hizmetler, 1983 yılında çıkarılan 2828 sayılı Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanunu hükümlerine göre yürütülmektedir.Devamını okuyunuz (PDF)>>


Suna BAŞAK, CAM TAVANLAR, KÖK Araştırmalar XI/2 Bahar 2009

Son zamanlarda yapılan birçok araştırma günümüzde kadınların eğitim imkânlarından daha fazla faydalanarak, bir başka ifadeyle beşerî sermayelerini arttırarak, iş hayatına katılmaya ve daha iyi işlerde çalışmaya başladıklarını, ancak yine bu araştırmalar toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin devam etmekte olduğunu göstermektedir. Sosyolojide, iş yaşamında ve toplumsal cinsiyet eşitsizliği konusunda önemli bir tartışma alanı "cam tavanlar" kavramı etrafında gelişmiştir. Kadınlar, örgüt ve meslek hiyerarşisinde ve buna bağlı olarak da ekonomik güç, siyasî güç ve saygınlık hiyerarşisinde daha alt sınıflarda yer almaktadırlar. Erkeklerle karşılaştırıldıklarında, kadınlar, daha az kazanç, otorite ve meslekte ilerleme imkânlarına sahiptirler. Kadınların beşerî sermaye donanımlarını yükseltmelerine ve başarılarına rağmen, onların güç hiyerarşisinde yükselmelerinin önünde cam tavanlar, bir başka ifade ile görünmez engeller bulunmaktadır. Bu engellerle feministlerin tümü ilgileniyor olmakla birlikte, özellikle dikkat çekenler radikal, postmodern ve İslamcı feministler olmuştur. Devamını okuyunuz (PDF) >>


KÖKSAV 20. Yıl

Türk İstiklâl Mücadelesi'nin Arnavutluk Cephesi

Dr. Halil ÖZCAN
(Tarihçi)

22 Aralık 2011

Yaklaşık 500 yıl Osmanlı Devleti hâkimiyeti altında yaşayarak Türklerle kader birliği yapan Arnavutların büyük çoğunluğu Müslümanlığı kabul ederek devletin aslî unsurlarından biri olmuştur. Bunun sonucunda Arnavutlar, devletin yönetimiyle bütünleşerek asker-sivil bürokratik kadrolar içerisinde kolayca yükselebilmişlerdir. Devamını okuyunuz >>


KÖKSAV 20. Yıl

"Halden İstikbale Türk Varlığı: Meselelerimiz, Hedeflerimiz" Toplantısı Açış Konuşması

Prof.Dr. F. Sema Barutcu ÖZÖNDER
(KÖKSAV Başkanı)

22 Nisan 2011

KÖKSAV'ın 20 yılı, yeni bir Türk ve dünya dengesine geçişin yaşandığı bir yirmi yıllık zaman dilimine denk gelir. KÖKSAV'ın kuruluş yılı Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetlerinin yanına yeni bağımsız Türk devletlerinin eklendiği bir yıldır. Devamını okuyunuz >>


KÖKSAV 20. Yıl

Türk Dünyası Enerji Kaynakları ve Türkiye
H. Nadir BIYIKOĞLU
(Botaş E Genel Müdür Yrd.)

22 Nisan 2011

Dünyadaki bağımsız Türk varlığı; Türkiyemiz ve K.Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile birlikte, 1991 yılında SSCB'nin dağılmasından sonra bağımsızlığını yeni kazanan Azerbaycan, Türkmenistan, Özbekistan, Kazakistan ve Kırgızistan'ı da içine alacak şekilde genişlemiştir. Yeni Türk devletinin her biri, tarihî ve kültürel varlıkları yanı sıra sahip oldukları yeraltı zenginlikleri ve enerji kaynakları ile de dünya siyaseti ve ekonomisinde yerlerini almışlardır. Devamını okuyunuz >>


KÖKSAV 20. Yıl

Hazar Havzası Türk Devlet ve Topluluklarında Millet-Devlet Meseleleri
Prof.Dr. Nesib NESİBLİ
(Azerbaycan Araştırmaları Vakfı Bşk.)

23 Nisan 2011

Dünyadaki bağımsız Türk varlığı; Türkiyemiz ve K.Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile birlikte, 1991 yılında SSCB'nin dağılmasından sonra bağımsızlığını yeni kazanan Azerbaycan, Türkmenistan, Özbekistan, Kazakistan ve Kırgızistan'ı da içine alacak şekilde genişlemiştir. Yeni Türk devletinin her biri, tarihî ve kültürel varlıkları yanı sıra sahip oldukları yeraltı zenginlikleri ve enerji kaynakları ile de dünya siyaseti ve ekonomisinde yerlerini almışlardır. Devamını okuyunuz >>


KKTC

Bir Öfkenin Düşündürdükleri
Vecihi Acun
(KÖKSAV YK Üyesi)

3 Mart 2011

Erdoğan'ın 28 Ocak açıkhava toplantısı üzerine yaptığı öfke dolu konuşma, KKTC-TC ilişkilerinde çok boyutlu bir muhasebe ve durum değerlendirilmesi yapılması için fırsat yarattığından faydalı olmuştur.
Bu tartışmalara katılmadan önce, bir gerçeği tekrarlamakta ve bazı çevrelere hatırlatmak yarar vardır; Kıbrıs sorununun kökeninde, Rumların ve Yunanlıların adanın Yunanistan'a bağlanması ülküleri yatar. Buna karşı, kalıcı çözüm ve barış için, KKTC'nin tanıtılması, tanınması şarttır.
Kıbrıs Türkleri, Rum şiddet eylemlerine karşı, bütün bir toplum olarak direnmiş, Millî Cephe, Meclis-i Millî, Kıbrıs Türk Kurumları Federasyonu, Volkan ve Türk Mukavemet Teşkilatları ile varoluş savaşı vererek, sonunda, Atatürk'ün vasiyetinden bile haberdar olamayan anavatan yöneticilerinin ilgisini çekmeyi başarmışlardır. Kıbrıs sorunu konusunda, daha 1954 yılında Dışişleri Bakanı F. Köprülü'nün ağzından "bizim Kıbrıs diye bir davamız yoktur" diyebilen Türkiye, Kıbrıs Türklerinin 100 yılı aşkın direnişlerinin sayesinde anavatan ve taraf olabilmiştir. Devamını okuyunuz >>


KKTC

Kıbrıs ve Türkiye'ye Yapılan Baskılar*
Prof.Dr. M. Cihat Özönder
(KÖKSAV Daimî Şeref Bşk.)

09 Şubat 2011

Türkiye, yeni yüzyıla, dünya üzerindeki küresel etkileri git gide daha çok hisseder bir şekilde ve uluslararası ilişkiler örgüsü içinde bazı dayatmaların sonucunda yapısal değişmelere zorlanarak girmiştir.
Bu dayatmaların en önemlilerinden biri, hiç şüphesiz Kıbrıs konusundaki uygulamalardır. Bu uygulamalar sonucunda uzunca bir zaman dilimi içinde Türkiye'de bilhassa politikacılar, aydınlar ve kitle iletişim araçlarının yönlendiricileri arasında oluşturulan ayrılıklar keskinleştirilmiş, Türkiye ve Kıbrıs Türk kamuoyu ikiye bölünmüştür. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde Cumhurbaşkanı sayın Rauf DENKTAŞ ve TÜRKİYE aleyhinde milyonlarca dolar dağıtılarak mitingler yaptırılmış, köşe yazarlarına yazılar yazdırılmış, televizyonlarda programlar yaptırılmıştır. Avrupa Birliği temsilcisi bayan Karen Fogg'un ortalığa saçılan not, mesaj ve belgeleri ile gerek Kıbrıs, gerekse Güneydoğu Anadolu'yu bölme, ayırma - ki uluslararası dilde bunun adı "seperatizm"dir- faaliyetleri de belgelenmiş durumdadır.

* Son günlerde Türkiye ve Kıbrıs Türklüğünün ayrılmaz bütünlüğü üzerinde bir kez daha denenen oyunun özünden hiçbir şey kaybetmediğine dikkat çekilmek maksadıyla Prof. Özönder'in KÖK Araştırmalar dergisi IV-2 (Güz 2002) sayısında çıkan, ancak hâlâ güncelliğini koruyan yazısının devamını okuyunuz >>


KKTC

Kıbrıs Sorununun Hakça Çözümü KKTC'nin Yaşatılmasına Bağlıdır (PDF)
Vecihi Acun
10 Nisan 2010

KKTC

Kıbrıs Sorunu: Bir Hatırlama (PDF)
Vecihi Acun
10 Nisan 2010

ZARURİ AÇIKLAMA

Vakfımız KÖK Sosyal ve Stratejik Araştırmalar Vakfı
kurulduğu 1991 yılından bugüne Türk sosyal ve beşeri bilimleri alanlarında araştırma ve incelemeler yapan
gönüllü bir kuruluştur.

Son günlerde Vakfımızın logosu, kısa adı ve uzun adı kullanılarak Vakfımızla hiç bir şekilde ilgisi olmayan dokümanların Vakfımızın bir çalışması gibi gösterilerek
sanal ortamda yayımlandığı görülmüştür.

Vakfımızın kendi sitesi dışında yayımlanmış hiç bir dokümanla ilgisi olmadığını ve
bu konuda her türlü yasal işlemlerin başlatılmış olduğunu kamuoyuna saygılarımızla duyururuz.

KÖKSAV Yönetim Kurulu
13 Ağustos 2010, Ankara

Hatt-ı müdafaa yoktur, sath-ı müdafaa vardır.
O satıh bütün vatandır.

Mustafa Kemal ATATÜRK

KÖKSAV HASSAS KONULAR

KÖKSAV

Kimlik Sorunu (PDF)
Prof.Dr. Cihat Özönder
24 Temmuz 2010

KÖKSAV

Devlet Dediğimiz Kavram (PDF)
Prof.Dr. Cihat Özönder
24 Temmuz 2010

KÖKSAV

Kürtçe TV Ülkeyi Ateşe Atar (PDF)
Prof.Dr. Cihat Özönder
24 Temmuz 2010

1
ABD'nin Irak'ı İşgalinin Bölge Ülkelerine Etkisi
Dr. Aydın Beyatlı

Rauf Denktaş KKTC Cumhurbaşkanı 13 Ocak 2012 - KÖKSAV


KÖKSAV'DAN AÇIKLAMA

Irak'ta Türkmen, Doğu Türkistan'da Uygur varlığını
yok etmek için sürdürülen pervasız saldırıları
en ağır bir biçimde lanetliyor,
Irak'ta Amerikan işgalinden,
Doğu Türkistan'da Çin işgalinden bugüne kadar
sistemli olarak yürütülen Türkmen ve Uygur soy kırımına ülkemizde sessiz ve seyirci kalmayı siyasetlerinin
adeta bir parçası haline getiren
anlayış ve uygulamayı
şiddetle kınıyoruz.


KÖKSAV
26 Nisan 2013

DOĞU TÜRKİSTAN

KÖKSAV Yunus Nadi Sok. 12/11 06680 Güzeltepe Mahallesi Çankaya / Ankara
Tel: +90312 232 43 73 | Faks: +90312 231 04 74 | E-Posta: koksav@koksav.org.tr
Telif Hakkı © KÖK Sosyal ve Stratejik Araştırmalar Vakfı . 1991- Ankara
http://www.koksav.org.tr